Önsöz

“Belki de Biz Yanıldık” üzerine

Bu kitap, inancın sorgulandığı, kutsalın gölgesinde büyüyen sessizliklerin ve içten içe haykıran soruların yankılandığı bir iç yolculuğun izlerini taşıyor. Her dize, bir çöküşün sesi belki; ama aynı zamanda bir uyanışın da. Bu satırlar Tanrı’yı reddetmiyor belki, ama bize öğretilen Tanrı’yla yüzleşiyor. Sorgusuz kabullenişlerin, korkudan doğan kutsalların ve suskunlukla yoğrulan inançların arkasındaki karanlığa bakıyor.

“Belki de Biz Yanıldık” bir yıkım değil yalnızca—bir cesaret, bir çıplaklık, bir yüzleşme. Bu şiirler, Tanrı’ya inanmayanların değil, Tanrı’yı ararken yalnız kalanların fısıltısıdır. Aradığı cevapları gökyüzünde bulamayanların, yere bakarak yaşamaya çalışmasının hikâyesidir.

Her kelime bir soru.
Her soru bir yara.
Ama belki de bazen, en derin hakikat, o yaranın içindedir.

Bu kitap, inancın bittiği yerde değil, anlamın başladığı yerde başlar.
Ve belki, bu da bir çeşit dua sayılır.

Habib Üstün

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Belki de Biz Yanıldık

Sessizliğe İsyan

Tanrının Sustukları